Bağımsız Milliyetçi, Ülkücü, Türkçü Site
18 Ekim 2017
Hepiniz birer Türk Bayrağı'sınız. Bayrağı lekelemeyin, kirletmeyin yere düşürmeyin.
Başbuğ Alparslan TÜRKEŞ
Ana Sayfa     İletişim       Biz Kimiz?       Site Yazarlığı       Etkinlikler       Tarihte Bugün    
MİLLÎ AKADEMİ
Prof. Dr.
Ramazan Özey

Kültürel Yozlaşma ve Kültürsüzleşme
AYDINLAR OCAĞI
Prof. Dr. Ahmet Çolak
TÜRKE DÜŞMANLIKLARININ SOSYO-PSİKOLOJİK ANALİZİ
MİLLÎ MÜNEVVER
Behiç Çelik
Türk Dünyası ve Yerel Yönetimler
İLİM PENCERESİ
Prof. Dr. Acar Sevim
Yeni üniversite öğrencilerinin durumu
MİLLÎ AKADEMİ

Bölüm Başkanı
ramozey@hotmail.com

Sapla saman, elmayla armut hep karışmıştır. Başkalarına benzemek entel olarak nitelendirilmekte ve herkes entel olma yarışına girmektedir. Ülkeler entellikle dantellikle kurtarılmaz. Ülkeler, kendi kültürlerini canlandırmakla hayata tutunurlar. Türk gençl

Kültürel Yozlaşma ve Kültürsüzleşme

Kültürel yozlaşma, toplumların kendi kültürlerini unutmaya başlaması olayıdır. Kendi kültürlerini unuturken, yabancı kültürler yerleşmeye çalışmaktadır. Yabancı kültürler, mikrop gibidir. Bir defa insan vücuduna girdi mi, hızla yayılırlar. Kısa sürede tüm vücudu esir alırlar.

Kültürsüzleşme  bir toplumun, diğer bir kültürle ilişkisi sonucu, kendi kültürünü değiştirmesi; hatta bütünüyle kaybetmesi olayıdır. Azgelişmiş ülkelerin şehir ekonomileri, hayat biçimleri bakımından, ülkenin geri kalan kısmına yabancıdırlar. Batılılar, film, reklamcılık, eğitim ve yabancıların varlığı yoluyla; şehir halkı üzerinde, hakimiyet kurarlar. Az gelişmiş ya da gelişmekte olan ülkelerde şehirler, geniş ölçüde kültürsüzleşmiş bir toplumdur.  Kırsal kesimler nisbeten korunabilmişlerdir.

Sömürgeci ülkeler, sömürdükleri  yerli halkın, kültürlerini de sömürmüşler, kendi kültürlerini yerleştirmişlerdir. Bugün dünya Avrupa kültürünün ezici baskısı altındadır. Bu baskının hızı, gelişmişlik düzeyine göre değişir. Geri kalmış ülkelerde bu baskıya direnen bazı yerel kültürler vardır. Ancak onlarda yavaş yavaş etkilenmektedir.

Metropollerde yaşayan halk, sömürgeci halka benzemesi amacıyla, eski anlayış ve kuruluşlara, yeni bir biçim vermeye çalışırlar. Ama yerlileri, aşağı bir düzeyde tutarak, tam bir benzerlikten kaçınırlar. Bu politika, iki temel düşünce üzerine kurulmuştur. Bunlara göre göre; Birincisi, hiçbir insan için, bir Avrupalıya benzemekten daha güzel bir şey olamayacağı için; Afrika, Asya ve Latin Amerika halkına, Batı Uygarlığı aktarılmalıdır. İkincisi ise, hiçbir uygarlık Avrupa uygarlığından üstün değildir. Bu arada yerlinin daima aşağılık bir varlık olduğuna, hiçbir zaman düzelmeyeceğine inanılmaktadır. Bu görüşler tüm dünyayı kasıp kavurmaktadır.

Toplum bir başka topluma benzemeye çalıştı mı, kısa sürede kendini kaybeder. Bu nedenle tüm dinler, kültürler yozlaşmaya ve kültürsüzleşmeye karşı savaş açmışlardır. En büyük savaşı, İslam dini açmıştır. Müslümanın kendi kültürü olduğunu, sık sık hatırlatır. Başkalarına benzememesi gerektiği vurgulanmıştır. Hatta çoğu eylemlerde, Yahudilere, Hıristiyanlara ve Mecusilere benzemeyin. Onların örf ve adetlerini adetlerini benimsemeyin. Eğer benimserseniz, onlar gibi olursunuz, diye ikazlarda oldukça fazladır. Aynı durum, Musevilerde veya Hıristiyanlarda da vardır.

Milletler arasında savaş, sadece okla ve yayla ya da topla tüfekle olmaz.. Gerçek savaş kültürel savaştır. Kültürel savaşta bir toplum yenildi mi, bir daha iflah olmaz. Bu nedenle, kültürü sağlam tutmak, kültürel yozlaşmaya meydan vermemek ve kültürsüzleşmemek, toplumların en büyük görevidir. Kalkınmak, kendi kültürünü kaybetmeden olmalıdır. Bu konuda en fazla direnen ülke, Japonya oluştur. Japonya kendi kültürünü hep ön planda tutmuş, Batı kültüründen etkilenmeye çalışmıştır.

Türkiye, kültür savaşında tamamen kaybetmiştir. Yeni yeni kendi kültürünü hatırlamalar görülmektedir. Ancak bunlar çok cılız kalmaktadır. Başkasının kültürü ile kalkınma olmaz. Kalkınma ancak öz kültürüne sahip çıkmakla olur. Bu da öncelikle kendi kültürünü araştırmak ve öğrenmekle olur. Türkiye, öncelikle geçmişini hatırlamalı ve geçmişindeki kültürünü yeniden canlandırmalıdır.

Sözgelimi bugün dünyayı kasıp kavuran futbol fanatizmi bebeklere kadar ilerlemiştir. Çocuk konuşmaya başladığında, tutuğu takımdaki oyuncuların isimlerini bir bir ezberlemektedir. Kendi öz kültürü ile ilgili hiçbir şey öğretilmemektedir. Sapla saman, elmayla armut hep karışmıştır. Başkalarına benzemek entel olarak nitelendirilmekte ve herkes entel olma yarışına girmektedir. Ülkeler entellikle dantellikle kurtarılmaz. Ülkeler, kendi kültürlerini canlandırmakla hayata tutunurlar. Türk gençliği olarak tüm mesele, geçmişteki atalarının kurdukları Yüce Medeniyetleri  hatırlayabilmektir.

 



* Yazarlarımız, yazılarına ait her türlü sorumluluğun kendilerine ait olduğunu kabul etmişlerdir.

GÜNCEL OLAYLAR

Ramazan Durmuş
Çanakkale’de imanın ve aldananların hikayesi

ORTAK AKIL

Tevhit Gülseven
Siyaset Yapmak ve MHP!

KİTAP-KÜLTÜR

Alp Tümen Arslan
FIRAT TANRIDAĞI’NDA

YENİ UFUKLAR

Halis Demiray
MHP’NİN HALLERİ DÜŞÜNDÜRÜYOR

KÜRESEL BAKIŞ

Dr. Muhsin İdikut Kadıoğlu
İlk ve Büyük Bir Turancı: Ali Bey Hüseyinzâde Turan

BUDAPEŞTE'DEN

Osman Şahbaz
Macaristan ve Türkiye Aynı Hedefe Koşuyor

DÜŞÜNCE GÜNLÜĞÜ

Şenay Bayır
Nazenin bahçelerde dolaşmak… Nereye kadar?
Copyright © 1998 - 2017 | Bağımsız Milliyetçi, Ülkücü, Türkçü Site
ulkucusite@gmail.com